Ketojenik Beslenme Nedir?

Son yıllarda adını sıkça duyar olduğumuz ketojenik beslenme hem kilo vermek isteyenlerin hem de daha sağlıklı yaşam hayali kuranların merak ettikleri bir beslenme türü olarak dikkat çekiyor. Her gün yeni bir diyet listesi ile haşır neşir oluyor, daha zinde olmaya ve bağışıklık sistemimizi güçlendirmeye daha çok merak sardığımız bir dönemde yaşıyoruz. Hal böyle olunca, diğer diyet listeleri arasından bir biçimde sıyrılan ve öne çıkan beslenme şekillerini araştırmadan duramıyoruz. Bu yazımızda ketojenik beslenme ile ilgili merak edilenleri sizin için derledik. 

Ketojenik beslenme sistemi nasıl çalışıyor?

Genellikle çocuklarda ortaya çıkan refrakter epilepsinin tedavisi sürecinde uygulanan ve bilinirliğini artıran ketojenik diyet, yüksek yağlı besinler ile protein içerikli besinlerin ağırlıklı olarak tüketildiği, karbonhidrat alımının çok düşük tutulduğu bir beslenme türü. Keto diyeti olarak da bilinen bu beslenme türünün sistematiği şu şekilde işliyor: Bedenimiz enerji üretmek için glikoza ihtiyaç duyuyor. Hücrelerimiz, organlarımız ve beynimiz yeterli miktarda glikoz alımıyla besleniyor. Glikoz yoğun olarak pirinç, ekmek, şeker, kurubaklagiller, patates ve hamur işi gibi yiyeceklerde bulunuyor. Belirli bir süre boyunca vücudumuza glikoz girmediğinde bedenimiz hem enerji üretmek hem de beslenmek amacıyla bu kez rotasını değiştiriyor ve yağları yakmaya başlıyor. Yağlar kullanıldığında, hücreler için alternatif bir yakıt olan “keton cisimlere” dönüşüyor ve ketojenik beslenme de ismini buradan alıyor. Yani vücudumuz glikoz yerine yağları enerji ve beslenme için kullanıyor, yağ yakımı ile kilo vermek de bu sayede mümkün oluyor. 

Yağlar kullanıldığında, hücreler için alternatif bir yakıt olan “keton cisimlere” dönüşüyor ve ketojenik beslenme de ismini buradan alıyor.

Enerjinin büyük bir kısmı yağlardan geliyor

Ketojenik diyette karbonhidrat alımının en fazla yüzde 5 olması gerekiyor. Vücudun kullanacağı enerjinin büyük bir çoğunluğu yani yüzde 75’i yağlardan, yüzde 20’si ise proteinden oluşuyor. Bu beslenme türünde et ve yağ ağırlıklı olarak tüketilirken; tahıl, meyve ve kurubaklagiller gibi karbonhidrat yoğunluklu tüm besinlerin beslenme rutinimizde mümkün olan en az seviyede bulunmasına dikkat etmemiz önem taşıyor. Bu diyette aynı zamanda avokado, kabak, salatalık, ıspanak ve brokoli gibi düşük karbonhidratlı ve lif bakımından zengin sebzelerin de kabızlık gibi sorunlar yaşamamak için tabağımızda bulunması gerekiyor.  

Kuruyemişler olmazsa olmaz!

Bu beslenme türünde bitkisel kaynaklı, sağlıklı yağlardan faydalanmak büyük önem taşıyor. Bu bakımdan zengin içerikleriyle ketojenik beslenme stilinin olmazsa olmazları arasında elbette kuruyemiş çeşitleri yer alıyor. Özellikle fındık, kaju, ceviz ve badem gibi sağlıklı yağlar bakımından zengin kuruyemişler, ketojenik diyet listesinin ara öğünlerinde ve çeşitli yemeklerin içinde değerlendirilebiliyor. 

Eğer siz de ketojenik beslenmeyi düşünüyorsanız, hekiminize ve/veya diyetisyeninize danışmadan uygulamaya geçmemeniz gerektiğini hatırlatalım.


Bu arada sağlıklı beslenme için ara öğün neden önemli merak ediyorsanız, sizi şöyle alalım:
Ara Öğün Nedir? Neden Önemli?


Getir
İste Gelsin
Sanal Market
Banabi